MMyWord
ÜCRETSİZ İNGİLİZCE → TÜRKÇE KELİME SETİ

TIPDİL İngilizce Kelime Listesi

Tıp Dil sınavı ve akademik sağlık metinleri için PDF kaynağından doğrulanmış 375 İngilizce kelime ve bağlaç.

375kelime
TIP DİLçalışma düzeyi
EN → TRanlam desteği
Hesapsız deneyebilir, daha sonra giriş yaparak telefon ve web arasında eşitleyebilirsin.
SET HAKKINDA

TIPDİL kelimelerini yalnız okumayın, hatırlayarak çalışın.

Bu liste, yüklenen akademik kelime kaynağındaki 375 benzersiz İngilizce terimin Türkçe karşılıkları kontrol edilerek hazırlanmıştır. MyWord, seti baştan sona okumak yerine kelimeleri kartlarla tekrar etmenizi sağlar.

Set resmî bir sınav kurumu yayını değildir. Sınav hazırlığını destekleyen bağımsız bir çalışma materyalidir; kelimeleri bağlam içindeki kullanımlarıyla birlikte öğrenmek en sağlıklı sonucu verir.

HIZLI ÖNİZLEME

Bir kart çevirerek dene

1 / 375
0%
TÜM LİSTE

TIP DIL kelimeleri ve Türkçe anlamları

375 / 375
  1. Absenceyokluk, noksan, eksiklik
  2. Abusebir şeyi kötü amaçla kullanmak, kötüye kullanmak, suistimal etmek; mükerrer şekilde kötü ve zalimce davranmak
  3. Accessedinebilirlik; giriş; erişim
  4. According to-a/–e göre/uygun olarak
  5. Accordinglybu yüzden, bundan dolayı; ona göre
  6. Accuratelydoğru ve kesin biçimde
  7. Achievebaşarmak, kazanmak, başarılı bir şekilde tamamlamak; var etmek
  8. Acquiringelde etmek, kazanmak
  9. Actuallygerçekten, hakikaten, sahi, sahiden, filhakika, filvaki
  10. Addictedalıştırılmış, bağımlı
  11. Adjustedayar etmek, ayarlamak
  12. Administereduygulandı; verildi
  13. Adverselyolumsuz biçimde
  14. Aimamaç; hedef; amaçlamak
  15. Aimedamaçlandı; hedeflendi
  16. Allowizin vermek, mümkün kılmak; kabul etmek
  17. Allowsizin verir
  18. Alsoayrıca, da, de, hem; ayriyeten; ilaveten; da/de; Aynı derecede veya kapsamda; yani, olarak
  19. Amplebol, çok; geniş
  20. Amountmiktar; tutar; toplam
  21. Applicableuygulanabilir tatbik edilebilir; uygun münasip. applicabil'ity uygulanabilme tatbik edilebilme
  22. Applieduygulamalı
  23. Appetiteiştah; arzu; istek
  24. Appearortaya çıkmak, görünür olmak, belirmek, tezahür etmek; gözükmek, görünmek
  25. Appearancegörünüş
  26. Appearedortaya çıkmak, görünür olmak, belirmek, tezahür etmek; gözükmek, görünmek
  27. Approachyaklaşım; yaklaşmak
  28. Arisekalkmak yerinden kalkmak doğrulmak; zuhur etmek; ortaya çıkmak doğmak
  29. Arise fromkaynaklanmak
  30. Arguetartışmak; savunmak; ileri sürmek
  31. Asgibi; olarak; iken; çünkü
  32. As well asyanı sıra; hem de
  33. Assessdeğerlendirmek
  34. Associatedilişkilendirilmiş
  35. Associated withile ilişkili
  36. Assumevarsaymak, farz etmek; takınmak; taslamak
  37. Attainableulaşılabilir
  38. Attributedatfedilen
  39. Authoritiesyetkililer; makamlar
  40. Averageortalama
  41. Avoidsakınmak çekinmek kaçınmak uzak durmak içtinap etmek; (huk.) bertaraf etmek feshetmek iptal etmek. avoidable kaçınılır sakınılır içtinap olunur
  42. Aware offarkında
  43. Barleyarpa; Bir soyadı
  44. Based ondayalı; temel alan
  45. Be likely tomuhtemel olmak
  46. Becauseçünkü
  47. Behavioursdavranışlar
  48. Benefitsyarar, fayda, avantaj, üstünlük; yaramak; yararlanmak, faydalanmak, istifade etmek
  49. Besidesbununla birlikte anlamında bir ilgeç; ayrıca
  50. Both...andhem...hem de
  51. Boundbağlı; sınır; yönelmiş
  52. Bring aboutyerine getirmek; başarmak
  53. Bring onneden olmak; ortaya çıkarmak
  54. Briberyrüşvet; rüşvetçilik
  55. Bruisesmorluklar; çürükler
  56. But(edat.) (bağlaç.) -den gayri -den hariç; (bağlaç.) fakat ama lakin ancak halbuki ki; sadece yalnız. No if or buts! itiraz yok! all but -den gayri az kalsın
  57. Canyapabilmek; -ebilmek; kutu
  58. Caringilgili; bakım veren
  59. Causeneden, sebep; neden olmak, sebep olmak
  60. Causesneden olur; sebepler
  61. Certainbelli; kesin; Bir soyadı
  62. Changeabledeğişken; değişebilir
  63. Choiceseçim; tercih
  64. Coincidencerastlantı, tesadüf
  65. Coincidentallytesadüfen
  66. Commitmentvaat taahhut; kesin karar; teslim etme teslim olma
  67. Comparekarşılaştırmak, kıyaslamak
  68. Completelytamamen
  69. Compensate fortelafi etmek
  70. Concernsendişeler; ilgilendirir
  71. Conciselyözlü biçimde
  72. Conditionkondisyon, şart, durum, koşul
  73. Conditionskondisyon, şart, durum, koşul
  74. Constraintskısıtlamalar
  75. Consumptiontüketim istihlak; yok etme; (tıb.) verem
  76. Containkapsamak
  77. Containsiçerir
  78. Contentiçerik, kapsam; düşünüm; memnuniyet
  79. Continuedevam etmek
  80. Could(bak.) can
  81. Cultivatetarlayı sürüp ekmek yetiştirmek; terbiye etmek; beslemek
  82. Cureçare; kür; tedavi
  83. Curtailkesmek kısaltmak azaltmak. curtailment azaltma kısaltma azalma kısalma
  84. Decreaseazalmak, düşürmek; azalma, düşme
  85. Defencelesssavunmasız
  86. Deficithesap açığı zarar
  87. Definetanımlamak, saptamak, belirtmek
  88. Definedtanımlanmış
  89. Definitelykesinlikle, kesin olarak
  90. Delicatenarin, hassas
  91. Demonstrategöstermek
  92. Dependentbağımlı, bağıl, bağlı, muhtaç, tâbî
  93. Derive fromkaynaklanmak; türemek
  94. Descentiniş; köken
  95. Descriptiontarif; tasvir
  96. Desiredarzu edilen; istenen
  97. Despite(edat) nefret kin garez; (edat) -e rağmen. in despite of -e rağmen bununla beraber yine de; karşı koyarak
  98. Determinebelirlemek
  99. Developmentgelişme; açınım; açınma
  100. Diarrhoeaishal, sürgün, ötürük, iç sürme, cır cır, amel, linet
  101. Digestedsindirilmiş
  102. Digestionsindirim; parçalama
  103. Directdirekt, doğrudan; dolaysız; düzvarım
  104. Disappearkaybolmak, gözden kaybolmak; ortadan kalkmak; ortadan kaybolmak, sırra kadem basmak
  105. Disorderdüzensizlik; kargaşa; karışıklık
  106. Disordersbozukluklar; hastalıklar
  107. Doubtşüphe, kuşku
  108. Due tonedeniyle
  109. Duringsırasında; boyunca
  110. Either ...orya...ya da
  111. Elderlyoldukça yaşlı yaşını basını almış ihtiyar
  112. Embeddediçeyerleşik
  113. Emergeçıkmak zuhur etmek meydana çıkmak hâsıl olmak doğmak. emergence çıkma zuhur. emergent çıkan zuhur eden. emergent evolution (fels.) (biyol.) evrim veya gelişm…
  114. Emphasizeüzerinde durmak vurgulamak önemini belirtmek ısrarla söylemek
  115. Employedkullanılan; istihdam edilen
  116. Encounterkarşılaşmak; rastlamak
  117. Enhancedgeliştirilmiş; artırılmış
  118. Enormousabidevi, anıtsal, koskocaman; (mecaz) astronomik
  119. Ensuresağlamak
  120. Environmentalçevresel
  121. Estimatetahmin etmek, öngörmek; değer biçmek; tahmin
  122. Even ifolsa bile
  123. Even thougholmasına rağmen
  124. Eventhadise, olay, vaka; eylem; etkinlik
  125. Evolvedönüştürmek, evrimleştirmek, geliştirmek; evrimleşmek
  126. Excessartık
  127. Exception ofistisnası
  128. Expectancybekleme bekleyiş intizar ümit; (huk.) beklenen haklar. Iife ex pectancy ortalama ömür
  129. Expectedbeklendik; beklenen
  130. Exposuremaruz kalma
  131. Eyelasheskirpikler
  132. Fadessolar; zayıflar
  133. Failuresbaşarısızlık, hayal kırıklığı, fiyasko; eksiklik, kusur; yokluk, kıtlık
  134. Famous forile ünlü
  135. Fatiguekırgınlık, bitkinlik
  136. Feasiblemümkün yapılabilir tatbik edilebilir; uygun münasip yakışık alır
  137. Fewerdaha az
  138. Fluxakış; akıntı
  139. Foldskıvrımlar; katlar; katlamak
  140. Formereski, önceki; ilk; biçimlendirici
  141. Foundbuldu; kurmak
  142. Fragilekolay kırılır kırılabilir; nazik narin ince. fragil'ity kolay kırılma narinlik
  143. Frequentsık; sık sık gitmek
  144. Fuelyakıt
  145. Fullybüsbütün, tamamen, tamamıyla, temelli
  146. Furthermoreayrıca; bunun yanında
  147. Get rid ofkurtulmak; ortadan kaldırmak
  148. Give rise toyol açmak
  149. Greaterdaha büyük
  150. Handlekabza, sap, tutak
  151. Harmfulzararlı fena ziyan verici. harmfully zarar verecek şekilde. harm fulness zararlılık ziyankarlık
  152. Harmingzarar veren
  153. Hinderengellemek; aksatmak; Bir soyadı
  154. Howeverbununla birlikte, yine de; nasıl olursa olsun, nasıl (yapar)san (yap), neresinden (bakar)san (bak)
  155. Hunchingkamburlaşma; öne eğilme
  156. Identificationbelirleme, kimliğini tespit etme
  157. Illnesshastallk rahatslzllk
  158. Impactetki
  159. Improvedüzelmek, iyileşmek, onmak, salah bulmak; ilerletmek, geliştirmek
  160. Improvesiyileştirir; gelişir
  161. In additionek olarak
  162. In addition toek olarak; yanı sıra
  163. In contrast withaksine; karşıt olarak
  164. In place ofyerine
  165. Inconveniencezahmet rahatsızlık güçlük; uygunsuzluk münasebetsizlik; rahatsız etmek zahmet vermek
  166. Includekapsamak; içermek
  167. Includedbağımlı
  168. Includingdahil olmak üzere
  169. Increaseartmak, çoğalmak; artış
  170. Increasedartmış; artırılmış
  171. Increasesartar; artırır
  172. Increasingartan, çoğalan
  173. Increasinglygiderek daha fazla
  174. Indicatebelirtmek; göstermek; işaret etmek
  175. Indicatedgösterilen; belirtildi
  176. Indicatesgösterir; belirtir
  177. Individualbirey, kişi, fert; bireysel, ferdî
  178. Indifferentaldırışsız, aldırmaz, umursamayan, ilgisiz, kayıtsız, aldırmaz, alakasız, lâkayt, bigâne
  179. Induceikna etmek kandınp yaptırmak teşvik etmek; sevketmek; sebep olmak
  180. Inferanlamak çıkarmak istidlal etmek; göstermek ifade etmek; netice çıkarmak
  181. Informallygayriresmî olarak
  182. Inheritedkalıtsal; miras alınmış
  183. Initiallybaşlangıçta
  184. Initiatesbaşlatır
  185. Injuryzarar ziyan hasar; eza üzgü; haksızlık
  186. Injuriesyaralanmalar; sakatlıklar
  187. Insight intohakkında içgörü
  188. Insistiddia etmek
  189. Insteadyerinde yerine karşılık olarak
  190. Instructionsyönerge
  191. Interferesengeller; müdahale eder
  192. InvestigationsSoruşturma, araştırma, tetkik
  193. Involvesiçerir; kapsar
  194. Irrationallymantıksız biçimde
  195. Issueskonu, mesele; ihraç; almak
  196. Just astıpkı; tam ... iken
  197. Keepmuhafaza etmek, saklamak; devam ettirmek, sürdürmek, muhafaza etmek (dengesini, faaliyeti vs.); (birini) (işinden) alıkoymak, oyalamak
  198. Keep ondevam etmek
  199. Lackeksiklik noksan; ihtiyaç gereksinme; yoksunluk mahrumiyet
  200. Leadyol göstermek; yol açmak; kurşun
  201. Lead toyol açmak
  202. Leads toyol açar
  203. Likelihoodihtimal olasılık
  204. Linkedbağ, bağlantı, ilişim; bir zinciri oluşturan halka veya parçalardan her biri, bakla; Bir soyadı
  205. Maintainsürdürmek; korumak
  206. Manuregübre
  207. May-ebilir; Mayıs
  208. Memorablyunutulmaz biçimde
  209. Might-ebilirdi; güç; kuvvet
  210. Moreoverbundan başka bundan fazla üstelik
  211. Nauseabulantı
  212. Necessarygerek, lazım, mukteza; gerekli, lüzumlu, vacip, mukteza, zaruri; Bir soyadı
  213. Neither ...norne...ne de
  214. Neverthelessbununla birlikte, bununla beraber, yine
  215. Not only...but alsoyalnızca...değil, aynı zamanda
  216. Nourishmentbesin, gıda
  217. Obtainbulmak almak ele geçirmek; âdet olmak geçerli olmak. obtainable elde edilebilir bulunabilir kazanılabilir. obtainment elde etme
  218. Occurolmak meydana gelmek vuku bulmak; bulunmak; hatıra gelmek akla gelmek
  219. Occurredmeydana geldi
  220. Occursmeydana gelir
  221. Oddacayip bambaşka; tek iki ile böIünemeyen; küsur tam sayıdan artan
  222. Offerteklif; sunmak, takdim etmek; teklif etmek
  223. On behalf ofadına
  224. On the contraryaksine
  225. On the ground ofgerekçesiyle
  226. On the other handdiğer yandan
  227. Onsetbaşlangıç; hece başlangıcı
  228. Open toaçık; yatkın
  229. Opportunitiesfırsat
  230. Ordersemirler; siparişler
  231. Otherwisebaşka suretle başka türlü; yoksa olmazsa aksi takdirde
  232. Outlawedyasaklanmış
  233. Overallönlük, gömlek; Kapsamlı, etraflı, tüm
  234. Owing tonedeniyle
  235. Painfulıstırap çektiren; zahmetli güç meşakkatli; üzücü kederlendirici. painfully ıstırap vererek meşakkatle. painfulness acı ıstırap
  236. Particularbelirli, belli; değişik; özel, özgü
  237. Particularlyözellikle, başta, hele, bilhassa, hassaten, hususuyla, bahusus, mahsus, mahsusen
  238. Patienthasta; sabırlı
  239. Patientshastalar; sabırlı kişiler
  240. Patternsdesen, şablon; yapı; örgü
  241. Peersakranlar; emsaller
  242. Peculiarmahsus hususi; acayip garip tuhaf alışılmamış; acayip insan garip huy ve davranışlan olan kişi. peculiarness acayiplik tuhaflık
  243. Poultrykümes hayvanları
  244. Potentiallypotansiyel olarak
  245. Precautionsönlemler
  246. Predictableöngörülebilir
  247. Predictionstahminler; öngörüler
  248. Prescribenizam koymak; emretmek; (tıb.) salık vermek vermek (ilâç)
  249. Prescribedreçete edilmiş; öngörülen
  250. Prescribingreçete etme
  251. Preservingkoruma; muhafaza etme
  252. Pretendtaslamak
  253. Processoluş, süreç; işlem; işlemek
  254. Processedoluş, süreç; işlem; işlemek
  255. Processesoluş, süreç; işlem; işlemek
  256. Processingişleme
  257. Produceüretmek; kazandırmak
  258. Prolongeduzamış; uzun süreli
  259. Promotegörevde veya işte yükseltmek, terfi ettirmek; desteklemek; tanıtımını yapmak
  260. Proportionbağıntı, nispet, rasyo
  261. Prospectivebeklenen ümit edilen; gelecekte olan müstakbel; muhtemel. prospectively ileride istikbalde
  262. Provedkanıtlandı
  263. Providesağlamak; karşılamak
  264. Put ongiymek
  265. Raisebüyütmek; kaldırmak; yükseltmek; miktarını arttırmak
  266. Rashdöküntü; aceleci
  267. Rateazarlamak haşlamak; oran nispet; kıymet bedel fiyat paha
  268. Ratheroldukça, çok; (would rather) tercih etmek, yeğlemek; bir ifadeyi yumuşatmak, emir veriyormuş veya zorluyormuş gibi görünmemek için fiilerin önüne eklenir
  269. Rather thanyerine
  270. Realizefark etmek; gerçekleştirmek
  271. Rearmingyeniden silahlanma
  272. Reasonneden, sebep; akıl; Bir soyadı
  273. Receivealmak; karşılamak
  274. Recentyeni olmuş
  275. Recognizetanımak; farkına varmak; kabul etmek
  276. Reductiondaralma
  277. Reduceazaltmak indirmek kırmak küçültmek; şiddetini azaltmak; (tıb.) organları normal yerine getirmek
  278. Refers toifade eder; değinir
  279. Regardless ofbakılmaksızın
  280. Regardedkabul edilen; görülen
  281. Regimentedavi düzeni; rejim
  282. Relativesakrabalar
  283. Reliablegüvenilir itimat edilir muteber emniyetli. reliability reliableness itimada lâyık olma. reliably güvenilir surette
  284. Removalkaldırılma kaldırma yerini değiştirme nakil; yol verme işinden çıkarma; ihraç
  285. Removeçıkarmak; temizlemek, silmek, çıkarmak, öçürmek; kovmak, atmak
  286. Removeskaldırır
  287. Replacedeğiştirmek, yerine koymak
  288. Requiregerekmek; ihtiyaç duymak; gerek duymak
  289. Resolvekarar vermek; azmetmek; çözmek; çözüm bulmak; çözüme ulaştırmak
  290. Responsiblesorumlu
  291. Restrictionsınırlayan kural şart hudut sınırlama kısıtlama tahdit
  292. Result inile sonuçlanmak
  293. Retainedalıkonulmuş; tutulmuş; devredilmeyen
  294. Revealortaya çıkarmak; açıklamak
  295. Riseyükselme; çıkan, perde; yükselmek
  296. Scarringyara izi oluşumu; nedbeleşme
  297. Secureemin korkusuz tehlikeden uzak; kaygısız şüphesiz; emniyetli muhafazalı
  298. Seemsgörünür; gibi gelir
  299. Separateayırmak; ayrılmak
  300. Severalbirkaç çeşitli muhtelif; ayrı başka münferit tek; (huk.) özlük şahsi. severally birer birer ayrı ayrı tek tek
  301. Side effectyan etki
  302. Significantanlamlı; önemli, kayda değer
  303. Since-dan/-den beri, bu yana
  304. Situatedbulunan; konumlanmış
  305. Slaughterkatliam; kesim; öldürmek
  306. Slows downyavaşlatır
  307. Soböylece; bu yüzden; çok
  308. So asamacıyla
  309. So thatolması için
  310. Sorenessağrı; hassasiyet
  311. Soughtaranan; aradı
  312. Sourceskaynaklar
  313. Spoiledbozulmuş
  314. Standingayakta duran; konum; itibar
  315. Statedbelirtilen; ifade edildi
  316. Statuteyasa, kanun; izlenek
  317. Stem fromkaynaklanmak
  318. Stimulateuyarmak
  319. Stillkıpırdamadan veya ses çıkartmadan; sakin, hareketsiz (su, hava vs.); gazsız, karbonatsız, köpürmeyen (içecek)
  320. Storagedepolama, hafıza
  321. Structuredyapılandırılmış
  322. Such asgibi
  323. Sufferıstırap çekmek; acı çekmek; başına gelmek
  324. Suggestönermek; akla getirmek; izlenim uyandırmak; ima etmek
  325. Suggestsönerir; gösterir
  326. Surpassaşmak, geride bırakmak
  327. Surroundetrafını sarmak, kuşatmak, çevrelemek
  328. Susceptibleduyarlı
  329. Suspiciouslyşüpheli biçimde
  330. Sustainedsürekli; devam eden
  331. Swallowedyutulmuş
  332. Sweatingterleme
  333. Swellingşişme; şişlik
  334. Taintleke nokta iz nişan; ayıp kusur: sirayet bulaşma; lekelemek
  335. Take into accountdikkate almak
  336. Takes placegerçekleşir
  337. Thanks tosayesinde
  338. Thereforebinaenaleyh (eskimiş), bu nedenle, bu sebeple, bu yüzden, o yüzden, bundan dolayı, dolayısıyla; bunun için
  339. Thoughtdüşünce, fikir; (a thought) az miktarda, biraz; to think fiilinin geçmiş zaman kipi
  340. Througharasından, içinden (tünel, kapı, kalabalık vs.); delik açacak şekilde, içine; bir şeyin birimine kadar devam eden, süresince
  341. Thusbunun sonucu olarak, böylece, böylelikle; şimdiye kadar ki
  342. Tissuedoku; ince kâğıt; kâğıt mendil
  343. To-e; -a; için; doğru
  344. Tracedizlenen; izi sürülen
  345. Triggertüfek tetiği; (mak.) zembereği serbest bırakmaya mahsus cihaz; dürtü
  346. Unlike(edat) birbirine benzemeyen farklı; ( edat) benzemeyen (den.) farklı. unlikeness benzemeyiş
  347. Uncertaintahmin olunamaz şüpheli; güvenilemez iyice tarif olunmamış; kararsız
  348. Uniquelybenzersiz biçimde
  349. Unlikelyolasısız muhtemel olmayan; başaracağı tahmin edilmeyen. unlikelihood unlikeliness olasısızlık
  350. Unnecessarilysebepsiz, nedensiz
  351. Unsaturateddoymamış
  352. Unusualalışılmadık
  353. Valuesdeğerler
  354. Variedçeşitli türlü; değişik
  355. Varietydeğişke; ağız
  356. Variousfarklı muhtelif ayrı çeşitli birkaç; değişik; (nad.) kararsız sebatsız. variously farklı olarak. variousness farklılık çeşitlilik
  357. Varydeğişmek; değiştirmek; baş kalaştırmak
  358. Verbaleylemsi; sözel; sözlü, şifahi
  359. Violencezor cebir şiddet; tecavüz zorlama; zorbalık
  360. Vaguelybelli belirsiz; belirsiz bir şekilde
  361. Vaccineaşı
  362. Vulnerableyaralanması mümkün; zedelenir incinebilir. vulnerabil'ity yaralanma olanağı. vulnerably yaralanacak halde
  363. Wartssiğiller
  364. Whereasoysa
  365. Whether(bağlaç) olup olmadığını; olursa; ise de. I do not know whether he will be here Burada olup olmayacağını bilmiyorum
  366. Whileaynı esnada, -ken; bir süre; (while away) boş boş zaman geçirmek
  367. Wholebütün, eksiksizlik, tamlık, kül, mükemmellik, mükemmeliyet; tüm; tamamı, hepsi
  368. Wideenli, geniş, vâsi
  369. Widelyyaygın biçimde
  370. Willingistekli; gönüllü
  371. Windpipesoluk borusu, trakea, nefes borusu
  372. Wipes outyok eder
  373. Withdrawalgeri çekilme; yoksunluk
  374. Wombdöl yatağı, ana rahmi, rahim, karın, meşime, uterus
  375. Yet(bağlaç) henüz şimdiye kadar; hala; bir kat daha
NASIL ÇALIŞILIR?

Üç adımda kişisel tekrar listene dönüştür.

  1. Seti deneKartı çevirip kelime ve anlamı hatırlamaya çalış.
  2. Arşivine kaydetEksik kelimeleri tek dokunuşla MyWord kütüphanene ekle.
  3. Düzenli tekrar et“Biliyorum” ve “Tekrar” seçimleriyle ilerlemeni güncelle.