TIPDİL İngilizce Kelime Listesi
Tıp Dil sınavı ve akademik sağlık metinleri için PDF kaynağından doğrulanmış 375 İngilizce kelime ve bağlaç.
375kelime
TIP DİLçalışma düzeyi
EN → TRanlam desteği
SET HAKKINDA
TIPDİL kelimelerini yalnız okumayın, hatırlayarak çalışın.
Bu liste, yüklenen akademik kelime kaynağındaki 375 benzersiz İngilizce terimin Türkçe karşılıkları kontrol edilerek hazırlanmıştır. MyWord, seti baştan sona okumak yerine kelimeleri kartlarla tekrar etmenizi sağlar.
Set resmî bir sınav kurumu yayını değildir. Sınav hazırlığını destekleyen bağımsız bir çalışma materyalidir; kelimeleri bağlam içindeki kullanımlarıyla birlikte öğrenmek en sağlıklı sonucu verir.
HIZLI ÖNİZLEME
1 / 375Bir kart çevirerek dene
0%
TÜM LİSTE
375 / 375TIP DIL kelimeleri ve Türkçe anlamları
- Absenceyokluk, noksan, eksiklik
- Abusebir şeyi kötü amaçla kullanmak, kötüye kullanmak, suistimal etmek; mükerrer şekilde kötü ve zalimce davranmak
- Accessedinebilirlik; giriş; erişim
- According to-a/–e göre/uygun olarak
- Accordinglybu yüzden, bundan dolayı; ona göre
- Accuratelydoğru ve kesin biçimde
- Achievebaşarmak, kazanmak, başarılı bir şekilde tamamlamak; var etmek
- Acquiringelde etmek, kazanmak
- Actuallygerçekten, hakikaten, sahi, sahiden, filhakika, filvaki
- Addictedalıştırılmış, bağımlı
- Adjustedayar etmek, ayarlamak
- Administereduygulandı; verildi
- Adverselyolumsuz biçimde
- Aimamaç; hedef; amaçlamak
- Aimedamaçlandı; hedeflendi
- Allowizin vermek, mümkün kılmak; kabul etmek
- Allowsizin verir
- Alsoayrıca, da, de, hem; ayriyeten; ilaveten; da/de; Aynı derecede veya kapsamda; yani, olarak
- Amplebol, çok; geniş
- Amountmiktar; tutar; toplam
- Applicableuygulanabilir tatbik edilebilir; uygun münasip. applicabil'ity uygulanabilme tatbik edilebilme
- Applieduygulamalı
- Appetiteiştah; arzu; istek
- Appearortaya çıkmak, görünür olmak, belirmek, tezahür etmek; gözükmek, görünmek
- Appearancegörünüş
- Appearedortaya çıkmak, görünür olmak, belirmek, tezahür etmek; gözükmek, görünmek
- Approachyaklaşım; yaklaşmak
- Arisekalkmak yerinden kalkmak doğrulmak; zuhur etmek; ortaya çıkmak doğmak
- Arise fromkaynaklanmak
- Arguetartışmak; savunmak; ileri sürmek
- Asgibi; olarak; iken; çünkü
- As well asyanı sıra; hem de
- Assessdeğerlendirmek
- Associatedilişkilendirilmiş
- Associated withile ilişkili
- Assumevarsaymak, farz etmek; takınmak; taslamak
- Attainableulaşılabilir
- Attributedatfedilen
- Authoritiesyetkililer; makamlar
- Averageortalama
- Avoidsakınmak çekinmek kaçınmak uzak durmak içtinap etmek; (huk.) bertaraf etmek feshetmek iptal etmek. avoidable kaçınılır sakınılır içtinap olunur
- Aware offarkında
- Barleyarpa; Bir soyadı
- Based ondayalı; temel alan
- Be likely tomuhtemel olmak
- Becauseçünkü
- Behavioursdavranışlar
- Benefitsyarar, fayda, avantaj, üstünlük; yaramak; yararlanmak, faydalanmak, istifade etmek
- Besidesbununla birlikte anlamında bir ilgeç; ayrıca
- Both...andhem...hem de
- Boundbağlı; sınır; yönelmiş
- Bring aboutyerine getirmek; başarmak
- Bring onneden olmak; ortaya çıkarmak
- Briberyrüşvet; rüşvetçilik
- Bruisesmorluklar; çürükler
- But(edat.) (bağlaç.) -den gayri -den hariç; (bağlaç.) fakat ama lakin ancak halbuki ki; sadece yalnız. No if or buts! itiraz yok! all but -den gayri az kalsın
- Canyapabilmek; -ebilmek; kutu
- Caringilgili; bakım veren
- Causeneden, sebep; neden olmak, sebep olmak
- Causesneden olur; sebepler
- Certainbelli; kesin; Bir soyadı
- Changeabledeğişken; değişebilir
- Choiceseçim; tercih
- Coincidencerastlantı, tesadüf
- Coincidentallytesadüfen
- Commitmentvaat taahhut; kesin karar; teslim etme teslim olma
- Comparekarşılaştırmak, kıyaslamak
- Completelytamamen
- Compensate fortelafi etmek
- Concernsendişeler; ilgilendirir
- Conciselyözlü biçimde
- Conditionkondisyon, şart, durum, koşul
- Conditionskondisyon, şart, durum, koşul
- Constraintskısıtlamalar
- Consumptiontüketim istihlak; yok etme; (tıb.) verem
- Containkapsamak
- Containsiçerir
- Contentiçerik, kapsam; düşünüm; memnuniyet
- Continuedevam etmek
- Could(bak.) can
- Cultivatetarlayı sürüp ekmek yetiştirmek; terbiye etmek; beslemek
- Cureçare; kür; tedavi
- Curtailkesmek kısaltmak azaltmak. curtailment azaltma kısaltma azalma kısalma
- Decreaseazalmak, düşürmek; azalma, düşme
- Defencelesssavunmasız
- Deficithesap açığı zarar
- Definetanımlamak, saptamak, belirtmek
- Definedtanımlanmış
- Definitelykesinlikle, kesin olarak
- Delicatenarin, hassas
- Demonstrategöstermek
- Dependentbağımlı, bağıl, bağlı, muhtaç, tâbî
- Derive fromkaynaklanmak; türemek
- Descentiniş; köken
- Descriptiontarif; tasvir
- Desiredarzu edilen; istenen
- Despite(edat) nefret kin garez; (edat) -e rağmen. in despite of -e rağmen bununla beraber yine de; karşı koyarak
- Determinebelirlemek
- Developmentgelişme; açınım; açınma
- Diarrhoeaishal, sürgün, ötürük, iç sürme, cır cır, amel, linet
- Digestedsindirilmiş
- Digestionsindirim; parçalama
- Directdirekt, doğrudan; dolaysız; düzvarım
- Disappearkaybolmak, gözden kaybolmak; ortadan kalkmak; ortadan kaybolmak, sırra kadem basmak
- Disorderdüzensizlik; kargaşa; karışıklık
- Disordersbozukluklar; hastalıklar
- Doubtşüphe, kuşku
- Due tonedeniyle
- Duringsırasında; boyunca
- Either ...orya...ya da
- Elderlyoldukça yaşlı yaşını basını almış ihtiyar
- Embeddediçeyerleşik
- Emergeçıkmak zuhur etmek meydana çıkmak hâsıl olmak doğmak. emergence çıkma zuhur. emergent çıkan zuhur eden. emergent evolution (fels.) (biyol.) evrim veya gelişm…
- Emphasizeüzerinde durmak vurgulamak önemini belirtmek ısrarla söylemek
- Employedkullanılan; istihdam edilen
- Encounterkarşılaşmak; rastlamak
- Enhancedgeliştirilmiş; artırılmış
- Enormousabidevi, anıtsal, koskocaman; (mecaz) astronomik
- Ensuresağlamak
- Environmentalçevresel
- Estimatetahmin etmek, öngörmek; değer biçmek; tahmin
- Even ifolsa bile
- Even thougholmasına rağmen
- Eventhadise, olay, vaka; eylem; etkinlik
- Evolvedönüştürmek, evrimleştirmek, geliştirmek; evrimleşmek
- Excessartık
- Exception ofistisnası
- Expectancybekleme bekleyiş intizar ümit; (huk.) beklenen haklar. Iife ex pectancy ortalama ömür
- Expectedbeklendik; beklenen
- Exposuremaruz kalma
- Eyelasheskirpikler
- Fadessolar; zayıflar
- Failuresbaşarısızlık, hayal kırıklığı, fiyasko; eksiklik, kusur; yokluk, kıtlık
- Famous forile ünlü
- Fatiguekırgınlık, bitkinlik
- Feasiblemümkün yapılabilir tatbik edilebilir; uygun münasip yakışık alır
- Fewerdaha az
- Fluxakış; akıntı
- Foldskıvrımlar; katlar; katlamak
- Formereski, önceki; ilk; biçimlendirici
- Foundbuldu; kurmak
- Fragilekolay kırılır kırılabilir; nazik narin ince. fragil'ity kolay kırılma narinlik
- Frequentsık; sık sık gitmek
- Fuelyakıt
- Fullybüsbütün, tamamen, tamamıyla, temelli
- Furthermoreayrıca; bunun yanında
- Get rid ofkurtulmak; ortadan kaldırmak
- Give rise toyol açmak
- Greaterdaha büyük
- Handlekabza, sap, tutak
- Harmfulzararlı fena ziyan verici. harmfully zarar verecek şekilde. harm fulness zararlılık ziyankarlık
- Harmingzarar veren
- Hinderengellemek; aksatmak; Bir soyadı
- Howeverbununla birlikte, yine de; nasıl olursa olsun, nasıl (yapar)san (yap), neresinden (bakar)san (bak)
- Hunchingkamburlaşma; öne eğilme
- Identificationbelirleme, kimliğini tespit etme
- Illnesshastallk rahatslzllk
- Impactetki
- Improvedüzelmek, iyileşmek, onmak, salah bulmak; ilerletmek, geliştirmek
- Improvesiyileştirir; gelişir
- In additionek olarak
- In addition toek olarak; yanı sıra
- In contrast withaksine; karşıt olarak
- In place ofyerine
- Inconveniencezahmet rahatsızlık güçlük; uygunsuzluk münasebetsizlik; rahatsız etmek zahmet vermek
- Includekapsamak; içermek
- Includedbağımlı
- Includingdahil olmak üzere
- Increaseartmak, çoğalmak; artış
- Increasedartmış; artırılmış
- Increasesartar; artırır
- Increasingartan, çoğalan
- Increasinglygiderek daha fazla
- Indicatebelirtmek; göstermek; işaret etmek
- Indicatedgösterilen; belirtildi
- Indicatesgösterir; belirtir
- Individualbirey, kişi, fert; bireysel, ferdî
- Indifferentaldırışsız, aldırmaz, umursamayan, ilgisiz, kayıtsız, aldırmaz, alakasız, lâkayt, bigâne
- Induceikna etmek kandınp yaptırmak teşvik etmek; sevketmek; sebep olmak
- Inferanlamak çıkarmak istidlal etmek; göstermek ifade etmek; netice çıkarmak
- Informallygayriresmî olarak
- Inheritedkalıtsal; miras alınmış
- Initiallybaşlangıçta
- Initiatesbaşlatır
- Injuryzarar ziyan hasar; eza üzgü; haksızlık
- Injuriesyaralanmalar; sakatlıklar
- Insight intohakkında içgörü
- Insistiddia etmek
- Insteadyerinde yerine karşılık olarak
- Instructionsyönerge
- Interferesengeller; müdahale eder
- InvestigationsSoruşturma, araştırma, tetkik
- Involvesiçerir; kapsar
- Irrationallymantıksız biçimde
- Issueskonu, mesele; ihraç; almak
- Just astıpkı; tam ... iken
- Keepmuhafaza etmek, saklamak; devam ettirmek, sürdürmek, muhafaza etmek (dengesini, faaliyeti vs.); (birini) (işinden) alıkoymak, oyalamak
- Keep ondevam etmek
- Lackeksiklik noksan; ihtiyaç gereksinme; yoksunluk mahrumiyet
- Leadyol göstermek; yol açmak; kurşun
- Lead toyol açmak
- Leads toyol açar
- Likelihoodihtimal olasılık
- Linkedbağ, bağlantı, ilişim; bir zinciri oluşturan halka veya parçalardan her biri, bakla; Bir soyadı
- Maintainsürdürmek; korumak
- Manuregübre
- May-ebilir; Mayıs
- Memorablyunutulmaz biçimde
- Might-ebilirdi; güç; kuvvet
- Moreoverbundan başka bundan fazla üstelik
- Nauseabulantı
- Necessarygerek, lazım, mukteza; gerekli, lüzumlu, vacip, mukteza, zaruri; Bir soyadı
- Neither ...norne...ne de
- Neverthelessbununla birlikte, bununla beraber, yine
- Not only...but alsoyalnızca...değil, aynı zamanda
- Nourishmentbesin, gıda
- Obtainbulmak almak ele geçirmek; âdet olmak geçerli olmak. obtainable elde edilebilir bulunabilir kazanılabilir. obtainment elde etme
- Occurolmak meydana gelmek vuku bulmak; bulunmak; hatıra gelmek akla gelmek
- Occurredmeydana geldi
- Occursmeydana gelir
- Oddacayip bambaşka; tek iki ile böIünemeyen; küsur tam sayıdan artan
- Offerteklif; sunmak, takdim etmek; teklif etmek
- On behalf ofadına
- On the contraryaksine
- On the ground ofgerekçesiyle
- On the other handdiğer yandan
- Onsetbaşlangıç; hece başlangıcı
- Open toaçık; yatkın
- Opportunitiesfırsat
- Ordersemirler; siparişler
- Otherwisebaşka suretle başka türlü; yoksa olmazsa aksi takdirde
- Outlawedyasaklanmış
- Overallönlük, gömlek; Kapsamlı, etraflı, tüm
- Owing tonedeniyle
- Painfulıstırap çektiren; zahmetli güç meşakkatli; üzücü kederlendirici. painfully ıstırap vererek meşakkatle. painfulness acı ıstırap
- Particularbelirli, belli; değişik; özel, özgü
- Particularlyözellikle, başta, hele, bilhassa, hassaten, hususuyla, bahusus, mahsus, mahsusen
- Patienthasta; sabırlı
- Patientshastalar; sabırlı kişiler
- Patternsdesen, şablon; yapı; örgü
- Peersakranlar; emsaller
- Peculiarmahsus hususi; acayip garip tuhaf alışılmamış; acayip insan garip huy ve davranışlan olan kişi. peculiarness acayiplik tuhaflık
- Poultrykümes hayvanları
- Potentiallypotansiyel olarak
- Precautionsönlemler
- Predictableöngörülebilir
- Predictionstahminler; öngörüler
- Prescribenizam koymak; emretmek; (tıb.) salık vermek vermek (ilâç)
- Prescribedreçete edilmiş; öngörülen
- Prescribingreçete etme
- Preservingkoruma; muhafaza etme
- Pretendtaslamak
- Processoluş, süreç; işlem; işlemek
- Processedoluş, süreç; işlem; işlemek
- Processesoluş, süreç; işlem; işlemek
- Processingişleme
- Produceüretmek; kazandırmak
- Prolongeduzamış; uzun süreli
- Promotegörevde veya işte yükseltmek, terfi ettirmek; desteklemek; tanıtımını yapmak
- Proportionbağıntı, nispet, rasyo
- Prospectivebeklenen ümit edilen; gelecekte olan müstakbel; muhtemel. prospectively ileride istikbalde
- Provedkanıtlandı
- Providesağlamak; karşılamak
- Put ongiymek
- Raisebüyütmek; kaldırmak; yükseltmek; miktarını arttırmak
- Rashdöküntü; aceleci
- Rateazarlamak haşlamak; oran nispet; kıymet bedel fiyat paha
- Ratheroldukça, çok; (would rather) tercih etmek, yeğlemek; bir ifadeyi yumuşatmak, emir veriyormuş veya zorluyormuş gibi görünmemek için fiilerin önüne eklenir
- Rather thanyerine
- Realizefark etmek; gerçekleştirmek
- Rearmingyeniden silahlanma
- Reasonneden, sebep; akıl; Bir soyadı
- Receivealmak; karşılamak
- Recentyeni olmuş
- Recognizetanımak; farkına varmak; kabul etmek
- Reductiondaralma
- Reduceazaltmak indirmek kırmak küçültmek; şiddetini azaltmak; (tıb.) organları normal yerine getirmek
- Refers toifade eder; değinir
- Regardless ofbakılmaksızın
- Regardedkabul edilen; görülen
- Regimentedavi düzeni; rejim
- Relativesakrabalar
- Reliablegüvenilir itimat edilir muteber emniyetli. reliability reliableness itimada lâyık olma. reliably güvenilir surette
- Removalkaldırılma kaldırma yerini değiştirme nakil; yol verme işinden çıkarma; ihraç
- Removeçıkarmak; temizlemek, silmek, çıkarmak, öçürmek; kovmak, atmak
- Removeskaldırır
- Replacedeğiştirmek, yerine koymak
- Requiregerekmek; ihtiyaç duymak; gerek duymak
- Resolvekarar vermek; azmetmek; çözmek; çözüm bulmak; çözüme ulaştırmak
- Responsiblesorumlu
- Restrictionsınırlayan kural şart hudut sınırlama kısıtlama tahdit
- Result inile sonuçlanmak
- Retainedalıkonulmuş; tutulmuş; devredilmeyen
- Revealortaya çıkarmak; açıklamak
- Riseyükselme; çıkan, perde; yükselmek
- Scarringyara izi oluşumu; nedbeleşme
- Secureemin korkusuz tehlikeden uzak; kaygısız şüphesiz; emniyetli muhafazalı
- Seemsgörünür; gibi gelir
- Separateayırmak; ayrılmak
- Severalbirkaç çeşitli muhtelif; ayrı başka münferit tek; (huk.) özlük şahsi. severally birer birer ayrı ayrı tek tek
- Side effectyan etki
- Significantanlamlı; önemli, kayda değer
- Since-dan/-den beri, bu yana
- Situatedbulunan; konumlanmış
- Slaughterkatliam; kesim; öldürmek
- Slows downyavaşlatır
- Soböylece; bu yüzden; çok
- So asamacıyla
- So thatolması için
- Sorenessağrı; hassasiyet
- Soughtaranan; aradı
- Sourceskaynaklar
- Spoiledbozulmuş
- Standingayakta duran; konum; itibar
- Statedbelirtilen; ifade edildi
- Statuteyasa, kanun; izlenek
- Stem fromkaynaklanmak
- Stimulateuyarmak
- Stillkıpırdamadan veya ses çıkartmadan; sakin, hareketsiz (su, hava vs.); gazsız, karbonatsız, köpürmeyen (içecek)
- Storagedepolama, hafıza
- Structuredyapılandırılmış
- Such asgibi
- Sufferıstırap çekmek; acı çekmek; başına gelmek
- Suggestönermek; akla getirmek; izlenim uyandırmak; ima etmek
- Suggestsönerir; gösterir
- Surpassaşmak, geride bırakmak
- Surroundetrafını sarmak, kuşatmak, çevrelemek
- Susceptibleduyarlı
- Suspiciouslyşüpheli biçimde
- Sustainedsürekli; devam eden
- Swallowedyutulmuş
- Sweatingterleme
- Swellingşişme; şişlik
- Taintleke nokta iz nişan; ayıp kusur: sirayet bulaşma; lekelemek
- Take into accountdikkate almak
- Takes placegerçekleşir
- Thanks tosayesinde
- Thereforebinaenaleyh (eskimiş), bu nedenle, bu sebeple, bu yüzden, o yüzden, bundan dolayı, dolayısıyla; bunun için
- Thoughtdüşünce, fikir; (a thought) az miktarda, biraz; to think fiilinin geçmiş zaman kipi
- Througharasından, içinden (tünel, kapı, kalabalık vs.); delik açacak şekilde, içine; bir şeyin birimine kadar devam eden, süresince
- Thusbunun sonucu olarak, böylece, böylelikle; şimdiye kadar ki
- Tissuedoku; ince kâğıt; kâğıt mendil
- To-e; -a; için; doğru
- Tracedizlenen; izi sürülen
- Triggertüfek tetiği; (mak.) zembereği serbest bırakmaya mahsus cihaz; dürtü
- Unlike(edat) birbirine benzemeyen farklı; ( edat) benzemeyen (den.) farklı. unlikeness benzemeyiş
- Uncertaintahmin olunamaz şüpheli; güvenilemez iyice tarif olunmamış; kararsız
- Uniquelybenzersiz biçimde
- Unlikelyolasısız muhtemel olmayan; başaracağı tahmin edilmeyen. unlikelihood unlikeliness olasısızlık
- Unnecessarilysebepsiz, nedensiz
- Unsaturateddoymamış
- Unusualalışılmadık
- Valuesdeğerler
- Variedçeşitli türlü; değişik
- Varietydeğişke; ağız
- Variousfarklı muhtelif ayrı çeşitli birkaç; değişik; (nad.) kararsız sebatsız. variously farklı olarak. variousness farklılık çeşitlilik
- Varydeğişmek; değiştirmek; baş kalaştırmak
- Verbaleylemsi; sözel; sözlü, şifahi
- Violencezor cebir şiddet; tecavüz zorlama; zorbalık
- Vaguelybelli belirsiz; belirsiz bir şekilde
- Vaccineaşı
- Vulnerableyaralanması mümkün; zedelenir incinebilir. vulnerabil'ity yaralanma olanağı. vulnerably yaralanacak halde
- Wartssiğiller
- Whereasoysa
- Whether(bağlaç) olup olmadığını; olursa; ise de. I do not know whether he will be here Burada olup olmayacağını bilmiyorum
- Whileaynı esnada, -ken; bir süre; (while away) boş boş zaman geçirmek
- Wholebütün, eksiksizlik, tamlık, kül, mükemmellik, mükemmeliyet; tüm; tamamı, hepsi
- Wideenli, geniş, vâsi
- Widelyyaygın biçimde
- Willingistekli; gönüllü
- Windpipesoluk borusu, trakea, nefes borusu
- Wipes outyok eder
- Withdrawalgeri çekilme; yoksunluk
- Wombdöl yatağı, ana rahmi, rahim, karın, meşime, uterus
- Yet(bağlaç) henüz şimdiye kadar; hala; bir kat daha
Üç adımda kişisel tekrar listene dönüştür.
- Seti deneKartı çevirip kelime ve anlamı hatırlamaya çalış.
- Arşivine kaydetEksik kelimeleri tek dokunuşla MyWord kütüphanene ekle.
- Düzenli tekrar et“Biliyorum” ve “Tekrar” seçimleriyle ilerlemeni güncelle.